Rogue One Gösterime Girmeden Önce Star Wars Filmlerine Bir Bakış

star-wars-universe

Yıldız Savaşları evreni filmleri, oyunları, çizgi roman ve romanlarıyla “franchise” olma özelliği taşıyan en önemli eser. Onu Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter, Warcraft, Marvel – DC evrenleri gibi bir takım seriler takip ediyor etmesine ama, hem dünya çapında tanınırlık hem de ulaştığı kitle bakımından “dokunulmazlık-imtiyaz” kelime anlamına gelen “franchise” sıfatına haiz olan yegane örnek Yıldız Savaşları.

Yıldız Savaşlarını diğerlerinden ayıran en büyük özellik çizgi roman, roman ya da oyun olarak değil, daha en başından film olarak ortaya çıkmış olması.

Biz de Yıldız Savaşlarının beklenen hikayesi “Rogue One: A Star Wars Story” öncesi star wars evrenine ve tarihine genel bir bakış atalım dedik.

Star Wars (1977)

starwarsoriginal4

Uzun Zaman önce bu galakside her şey onunla başladı. George Lucas’ın ilk Yıldız Savaşları filmi bize İmparatorluğu, Direnişi, X-Wingleri, Tie Fighterları, soyları tükenmek üzere olan Jedi Şövalyelerini, kaçakçıları, droidleri ve uçsuz bucaksız bir evreni tanıttı.

O evren o kadar genişledi ki şimdi içinde 7 ayrı film, sayısız oyun, animasyon, roman ve çizgi roman barındırmasına rağmen halen genişlemeye devam ediyor.

Galaksinin büyük bir bölümüne hükmeden kötü bir imparatorluk vardır. Bir de onun bile etkisinden bir hayli uzak Tatooine adında bir gezegen. Bu kötücül imparatorluğu durdurabilecek çok önemli bir istihbarat bilgisi iki droid ile bu gözlerden ırak gezegene ulaşır. Olanların hiç biri bir tesadüf değildir aslında. Tıpkı tek yüzüğün efendisini araması gibi, güç dengeyi aramaktadır.

Serinin ilk filmini 1997 yılında yeniden gösterimi sırasında sinemada izleyerek tanıdım. Ondan önce de televizyonlarda boy göstermiş olmasına rağmen filmlerin uyku saatimden geç yayınlanması ve kumandanın rahmetli babamın elinden düşmüyor olması nedeniyle serinin herhangi bir filmini asla başından sonuna kadar izleyememiştim.

İlk defa izleyenler için Yıldız Savaşları inanılmaz bir deneyim. Filmin ilk yarısında özellikle o iki droidin (C-3PO ve R2-D2) saçma sapan bir şekilde birbirinden ayrılmaları, sonra da hurdacıda yeniden birleşmeleri gerçekten çok sıkıcı gelmişti. Ama daha sonra, özellikle Obi-Wan ve Han Solo Karakterlerinin serüvene dâhil olmasıyla konu gittikçe ilginçleşmeye başladı. Filmin en güçlü yanlarından biri de bu. Her gelen karakterin filme yeni bir şeyler katması. Temponun yavaştan başlayıp sürekli hızlanan bir ivmeyle nihayetinde finale ulaşması.

Yıldız Savaşları: İmparator (1980) – Star Wars V – Empire Strikes Back

starwarsoriginal5

Çoğuna göre serinin en iyi bölümü olan film, yayınlanma sırasına göre ikinci; kronolojik sıraya göre beşinci sırada yer almıştır. Tabi bu durum Rogue One sayesinde değişecek.

Birinci filmde beklenmedik bir galibiyet alan Direniş ordusu bu defa İmparatorluğun gerçek gücüyle tanışıyor. Karlarla kaplı bir gezegende başlayan film, ilk savaş sahnesinin ardından hikâyeyi üç koldan ele alıyor: Birinci cephede Luke Skywalker’ın (Mark Hamill) jedi eğitimi, ikincisi cephede Han Solo (Harrison Ford) ve Leia Organa’nın (Carrie Fisher) kaçış ve kendilerine kalacak bir yer bulma mücadelesi, üçüncü cephede ise ilk filmde 20 dakikadan az gördüğümüz ikonik düşmanımız Darth Vader’ın Luke Skywalker’ı yakalama mücadelesi işleniyor.

Film yayınlandığında Yıldız Savaşları evrenine yeni bir boyut kazandırmıştı; Usta Yoda, Lando Carlisian, Bobba Fett gibi karakterler; yeni lokasyonlar, kurgusu ve senaryosu itibariyle serinin bu kadar sevilmesinin en büyük adımlarından biri olmuştu. Ama her şey üçüncü film ile yeni bir boyut kazanacaktı.

Yıldız Savaşları: Bölüm VI – Jedi’nin Dönüşü – Star Wars Episode VI-Retorn of The Jedi

starwarsoriginal6

Bu seriyi Yüzüklerin Efendisi ile karşılaştırmamın bir sebebi daha: Başlıkları bile aynı! (Star Wars VI: Return of The Jedi – The Lord of The Rings 3: Return of The King)

Evet güzel bir film. Ama çok daha güzel olabilirdi. Nedeni hem çok sevdiğimiz hem de gıcık olduğumuz ustadımız George Lucas’ın ta kendisi.

Hey George, bu Ewoklar da neyin nesi Allah aşkına?

Filmin ilk sahnelerinde Jabba The Hutt ile olan mücadelesi sayesinde Luke’ün yeni güçlerini tanıyoruz. O şimdi bir Jedi ve artık Darth Vader ile ve İmparatorla yüzleşmeye hazır.

Filmin ana teması, uzayda geçen savaş sahneleri, ışın kılıcı dövüşleri, Luke’ün İmparatorla olan diyalogları o kadar güzel ki, filmden nefret edemiyorum.

Öte yandan çocukça Ewok sahnelerinin tamamı insanı çileden çıkarmaya yetiyor. Ve filmde o kadar çok yer kaplıyor ki, karada geçen final savaşının tamamını Ewoklar üzerine kurgulamışlar. Hiç ama hiç beklemiyordum böyle bir şey. Bu seriyi her sene yeniden izlerim. Her sene Ewoklarla olan sahneleri atlarım. Düşündüm de bu seride atladığım çok sahne var.

Yine de Skywalker hikâyesi bakımından son derece tatmin edici bir şekilde noktalanıyor. Bir efsane olup günümüze ulaşmayı başarmasının sebebi aslında yıldız savaşlarının geçtiği evren. Bunu daha sonra çizgi romanlar, romanlar, oyunlar, oyuncaklar izliyor. Teknolojinin yeterli olduğuna karar verdiği zaman Lucas asıl anlatmak istediği hikayeyi anlatmanın zamanı geldiğine inanıyor. Ne var ki Lucas artık eski formunda değil.

Yıldız Savaşları Bölüm I: Gizli Tehlike – Star Wars Episode I: The Phantom Manace

gizli-tehlike

İsmi aslında her şeyi anlatıyor. GİZLİ TEHLİKE!

Bu filmi bir çocuk filmi olarak sevmek mümkün. George Lucas’ın amacı da buydu aslında. Ne yazık ki çocukları sevdireceğim derken eski hayranlarını küstürmeyi başardı.

Filmde her şey kötü değil, özellikle oyuncu seçimleri konusunda başarılı olduğunu söyleyebilirim. Obi-Wan Kennobi rolünde Ewan McGragor, Padme Amidala rolünde Natalie Portman, Qui-Gon Jinn rolünde Liam Neeson, Senatör Palpatine rolünde Ian McDiarmid gayet iyi seçimler.

…ve müzik

Sir John Williams prequel üçlemesindeki en güzel şeyi katıyor bu seriye: “Duel of The Fates”! Rogue One gelmeden önce kulaklığınızı takıp ve bu muhteşem müziği dinleyerek havaya girebilirsiniz.

…ve de Darth Maul.

Sonra bu muhteşem karakteri sadece bir filmde kullandıkları için pişman oldular ve Yıldız Savaşları Klon Savaşları (Star Wars Clone Wars) animasyon serisinde olabilecek en aptalca şekilde geri getirdiler. Bir de bu yetmiyormuş gibi filmde neredeyse hiç konuşmayan bu gizemli karakteri alt seviye geveze bir yan karaktere çevirdiler. Hatta ve hatta Savage Opress diye bir kardeşi var ki, ona burada hiç değinmek istemiyorum.

Yine de Klon Savaşları animasyon serisinde Darth Maul’un Obi-Wan’ın sevdiği kadını öldürdüğü, ardından da imparatordan sopa yediği bölüm oldukça güzeldi.

Jar Jardan bahsetmek istemiyorum. Darth Jar Jar teorisinden de… Seriyi ucuzlaştırmaktan başka hiçbir şey yapmıyor.

Bu filmi sadece sonundaki düello sahnelerini izleyerek kapatabilirsiniz. Çocuklarınıza da pod yarışı sahnelerini izletebilirsiniz.

Yıldız Savaşları Bölüm II: Klonların Saldırısı – Star Wars Episode II: Attack of The Clones

attack-of-the-clones

Anakin Skywalker artık büyümüşmüş ve şimdiden çok başarılı bir Jedi padavanı (öğrencisi) olmuştur. Ama ustası Obi-Wan Kennobi onun hazır olmadığını düşünmektedir. Senatör Padme Amidala’ya yapılan bir suikast denemesi yüzünden Jedi konseyi Obi-Wan ve Anakin’i onu korumak üzere görevlendirir. Usta ve öğrencisi arasındaki uyumsuzluk had safhadadır.

Bu filmle birlikte ziyan edilen bir başka fırsat daha görüyoruz. Anakin bizim ana karakterimiz ama onu sevemiyoruz. O kadar sinir bozucu bir ergen ki, ister istemez Obi-Wan’ın tarafını tutuyoruz. Yalnız bu filmde Obi-Wan’da Anakin’e oldukça kötü davranıyor. Aslında en iyisi her ikisini de ayırmak gibi görünüyor ve de öyle yapıyorlar. Bir tarafta yüzyılın en sıkıcı aşk hikâyesi yaşanırken diğer tarafta yüzyılın en sıkıcı dedektiflik hikâyesi yaşanıyor. Neyse ki hikâye Jengo Fett ile Obi-Wan arasındaki düello ve kovalamaca sayesinde hızlanıyor.

Bu filmin de son kısmında Jedi’ları bir arenaya bağladıkları sahnelere kadar atlayabilirsiniz. Buradan sonraki her kısmı son derece eğlenceli, özellikle Cont Dooku (Christopher Lee) ile usta Yoda arasındaki ışın kılıcı düellosu görmeye değer.

Yıldız Savaşları Bölüm III: Sitin İntikamı – Star Wars Episode III: Revenge of The Sith

revenge-of-the-sith

Bu filmden önce diğer iki filmi de çöpe atabilirsiniz. Çünkü Yıldız Savaşları olanca ihtişamı ile geri döndü! Youtuberların yapmış olduğu yorumlar beni ilgilendirmez. Onlar istedikleri kadar kötüleyebilirler. Sonunda gerçekten de güzel bir bölüm izledik.

Anakin ve Obi-Wan arasındaki dostluğu sonunda görebiliyoruz. Anakin’in ne kadar iyi bir Jedi Şovalyesi olduğunu ve Obi-Wan’ın ne kadar akıllı ve eğlenceli biri olduğunu hissediyoruz. Bu ikisi arasındaki dostluğu daha fazla görmek istiyoruz. Ne var ki her şeyin bir sonu var.

Jedilardan intikam almak isteyen Sith Lordu her şeyi ilmek ilmek dokumuş. Anakin’in aklına giriyor ve en sevdiği kişiyi ve en korktuğu şeyi ona karşı kullanıyor. Manipülasyon ustası olması sayesinde politikayı da savaşı da istediği gibi şekillendiriyor.

Serinin en hareketli ve en dramatik filminin sonunda ağzımızda acı bir tat kalıyor. Bunun olacağını bilmemiz üzülmemize engel değil. Geriye sadece küçük bir umut ışığı kalıyor.

Filmdeki dövüş sahneleri çok kaleografik olduğu için eleştiri aldı. Amerikalı youtuberlar hak ettiklerini alacaklar. Son filmdeki dövüş sahnelerinden umarım memnun kalmışlardır.

Fanları memnun etmek için yapılan bir Film: Yıldız Savaşları Bölüm VII: Güç Uyanıyor – Star Wars Episode VII: The Force Awakens

the-force-awakens

Eskiler ve yeniler bir arada. Ustalar yeni nesle ellerindeki bayrakları devrediyor.

Disney, Lucas Arts ve Yıldız Savaşlarının tüm haklarının satın aldığında genişletilmiş evrenin tamamını da “non-canon” (gerçekleşmemiş-yaşanmamış) olarak kabul etti. Yapması gereken şey bunların içinden iyi olanlarından faydalanmak kötü olanları ise hiç yaşanmamış olarak kabul etmekti. Kabul edilebilir bir karar. Ama iyi işlenirse.

Bu film geçen yıl gösterime girdiğinde çocukluğumdan beri Star Wars hayranı olan mahalle arkadaşlarımızla buluştuk. Filmi birlikte Imax’te izledik. Oldukça da keyifli zaman geçirdik  ama film beklentimizden çok uzak kaldı.

Yıldız Savaşları Güç Uyanıyor filmini izlemesi çok keyifli; ancak bildiğiniz gibi film 1977 yılında çekilen ilk filmin bire bir aynısı. Filmin olumlu yanlarını söyleyecek olursam eski ve yeni karakterleri sayabilirim. Bir de X-wing ve Tie Fighterlar arasındaki it dalaşlarının izlemek çok keyifliydi. Rey, Finn, Poe’nun başrollerinde olacağı davam filmlerini izlemekten keyif alacağım. Umarın Poe’yu harcamazlar.

Gelelim eski karakterlere. Han Solo, Leia Organa, Luke Skywalker, Chewbacca. Hepsini de görmek istiyorduk. Ama bu şekilde görmekten keyif alacağınızı sanmıyorum. Onların mirasını yok etmişler. İşte benim itiraz ettiğim nokta burada başlıyor. Sanki altıncı filmdeki zafer hiç yaşanmamış gibiydi.

Eski kahramanlarımızın başına gelenler şunlar: Luke Skywalker kaybolmuş. Han Solo ve Leia Organa bir aile dramının neticesinde birbirinden ayrılmışlar. İmparatorluktan daha kötü bir oluşum olan” Yeni Düzen” (New Order) galaksiyi domine etmiş. İmparatorun yerini “Yüce Lider Snoke” adında (tırt) bir karakter almış. Darth Vader’ın yerini de bildiğiniz gibi Kylo Ren (adında tırt bir karakter almış). Bunların yanı sıra hem Cumhuriyet hem de Direniş varlığını sürdürüyor ama varlık gösteremiyorlar. Daha doğrusu Direniş filosunun kahraman pilotları dışında bu iki oluşun oldukça zayıf gözüküyor. Hatta birisi mevta oluyor.

Yıldız Savaşlarının oyun sektöründe, sinema sektöründe olduğundan daha başarılı olduğunu düşünüyorum. Lucas Arts ve Bioware işbirliği oyun sektörüne Star Wars: Knights of The Old Republic adında harika bir RPG oyunu kazandırmıştı. Bu oyun orijinal Yıldız Savaşları filminden binlerce yıl öncesini anlattığı için “canon” olan hikâyeye hiçbir tahribatı yoktu.

Bunun dışında Lucas Arts tarafından çıkan Force Unleashed serisi ile Starkiller adında başka bir güç kullanıcısını devreye sokulmuştu. Bu arkadaş Luke Skywalker’dan hatta belki Darth Vader’dan da daha güçlüydü. Ben Naruto, Goku, Sentry gibi aşırı güçlü (overpowered) karakterleri sevmem. Bunlar hikâyenin dramatik akışını son derece bozan karakterlerdir. Onların yerine Batman gibi zekâ ve becerisini kullananları tercih ederim. Force Unleashed oyununda da Starkiller, Darth Vader’ı yerden yere çalıyor, İmparatora bile meydan okuyordu. Ana hikâyenin önüne arkasına yapılan bu tür eklemeler seriyi zenginleştirmiyor,  bilakis fakirleştiriyor. Yapılacak olan şey Yıldız Savaşları evrenine, Knights of The Old Republic’te olduğu gibi yeni bir soluk getirmek olmalıydı.

rogue-one

Rogue One: A Star Wars Story de aynı hataya düşülme tehlikesi mevcut. Çünkü hem bilindik bir zaman sürecinde, sonu belli olan hikaye döngüsünde geçiyor. Ama Darth Vader dışındaki karakterlerin tamamen yeni olması, Jedilar dışında bir konuyu ele alması gibi olumlu yanları da mevcut. Fragmanlarından yola çıkarak güzel bir seyirlik olacağı kanaatindeyim. Yine de seriye yeni bir soluk katacak mı, göreceğiz. Terminatör gibi serinin ucuzlaşmasından korkuyorum.

Yine de şurası kesin ki, seri bitince ortada sadece şu soru kalacak: Madem bu adamlar direniş için bu kadar önemliydiler. Neden Luke, Han Solo ve Leia’ya yardım etmediler. Filmin sonunda tüm karakterler ölürse ya da ayrı bir yere dağılırsa hiç şaşırmayın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s