Rogue One

2016 Yılı büyük hayal kırıklıklarıyla geçti. Yılın en çok beklenen filmleri nedense hep arzu ettiğimizin bir seviye altında kaldı. Yıl sonu maratonunun son düzlüğüne girilirken Disney (Lucas Arts) inanılmaz bir çıkışla zirveyi ele geçiriyor. Zirvenin sahibi Rogue One!

Rogue One gösterime girdiğinden bu yana hakkında bir sürü şey yazıldı çizildi. Kendisi hakkında hiç spoyler yemeden filmi izlemeye odaklanmış olduğum için sadece spoyler içermeyen inceleme yazıları ve videolarını takip ettim. Eleştiri ve videolardaki olumlu görüşler, ilk başta eğlencelik bir “spin off” olarak fazla bir beklentiye girmeden izlemeyi düşündüğüm bu film hakkındaki heyecanımı bir hayli arttırdı.

Bu kez kayan yazılar görmediğimiz bir açılış ekranı sonrasında başarılı oyuncu Mads Mikkelsen ekranlara arz-ı endam etmesiyle film başlamış oldu. Her ne kadar film ilk yarısı itibariyle tempo açısından sekteye uğrasa da, Güç Uyanıyor filminin aksine ilginç mekanları ve karakterleri ile Yıldız Savaşları evreni hakkında arayıp da bulamadığımız farklı tarları bize hissettirmeyi başardı.

Filmin olumlu yönleri bir hayli fazla. Bu yüzden bir yerden başlamamız gerekiyor. Önce oyuncular ve kurgusal karakterlerden başlayalım.

Filmin başrollerini Felicity Jones (Jyn Erso) ve Diego Luna (Kaptan Cassian Andor) paylaşıyor. Bu ikisi tahmin edeceğiniz gibi bizim direnişçilerimiz. Bu konuda motivasyonları ve ahlak anlayışları birbirlerinden tamamıyla farklı. Aralarında filmin ilk yarısı itibariyle dostluktan ziyade zorunlu bir ittifak durumu söz konusu.

Bu filmde Felicity Jones oldukça iyi bir iş çıkarmış. Jyn Erso empati kurabildiğimiz bir karakter. Diego Luna’nın işi biraz daha zor. Ben açıkçası bu karaktere tam olarak ısınamadım. Yine de filmin sonlarına doğru yaptığı hareketlerle sempatimi kazanmayı başardı.

Bu filmin en güzel yanlarından biri de takım çalışmasına diğerlerinden daha fazla odaklanması. Film vadettiği yıldız savaşlarını bize her anlamda sunuyor. Baskınlar, pusular, kitlesel imhalar, umutsuz görevler her şey. Star Wars spin offları tahminimizden daha güzel olabilir. Mesela bu evrende geçen bir casusluk öyküsü ele alınabilir.

Filmde açık ara en beğendiğim iki karakter vardı. Birisi Ipman filminden hatırladığımız Donnie Yen (Chirrut Imve) diğeri de tamamı bilgisayarla yapılmış bir karakter olan K-2SO (Seslendiren Alan Tudyk). Bu ikisinin çok daha fazla süre almasını isterdim.

Donnie Yen’in karakteri filmde Jedi kavramına en yakın olanıydı. Güçe olan imanını günde 1000 defa tespih çekerek “güç benim içimde, ben gücün içindeyim” şekline yaşayan hafif çatlak yarı bilge keşişimiz.

Bir diğeri de K-2SO, kısaca “Key”. Onu da şöyle tarif edebilirim: C-3PO kadar geveze olup, R2-D2 kadar işe yarayan bir robot düşünün. Harika değil mi? Bence de öyle.

Filmdeki tüm karakterlerden ve oyunculuklardan bahsetmeyeceğim. Son olarak İmparatorluk cephesine değinip bu bahsi kapatmayı düşünüyorum. Hırslı İmparatorluk subayı Başkan Krennic rolünde Ben Mendelsohn müthiş bir iş çıkarmış. Bana Jeremy Irons’ın gençlik yıllarını hatırlattı.

Vali Tarkin benim çok sevdiğim kötü karakterlerdendir. Bu filmde onu görmek de çok hoşuma gitti. Ne var ki CGI teknolojisi henüz o kadar ilerlememiş. Hatta bu işi L.A Noir gibi oyunlarda daha iyi yapıyorlar diyebilirim. Böyle durumlarda tabiri caizse bizim gazımızı almak için bir sahne gösterip geçebilirlerdi. Ama ekranda bu kadar çok gözüktüğü için maalesef kusurları da gözümüze çarpıyor.

Gazımızı almak demişken. Darth Vader’ın sahneleri sırf bu amaç için filme eklenmiş gibiydi. Şikayetçi miyim? Hayır. Gazımızı aldı mı? Evet.

Filmin kurgusu, senaryosu, sinematografisi ve görsel efektleri şahaneydi. Aksiyon sahneleri ise nefes kesiciydi. Gareth Edwards bu konuda Abrasm’tan daha iyi iş çıkarmış.

Aynı şeyleri müzikleri için söyleyemeyeceğim. Filmin müzikleri  Star Wars serisinin atmosferine son derece uyumsuzdu. Kabul ediyorum herkes John Williams gibi deha olamaz, ama ne bileyim bir Hans Zimmer bir Alan Silverstri de bu filme oldukça başarılı bir katkı sağlayabilirlerdi. Bunun yerine Lost’un ve Star Trek’in müziklerini yapan  Michael Giacchino’yu hem de filmin gösterime girmesine oldukça kısa bir süre kala görevlendirmişler.

Yazımın başında zaten sonucu söyledim. Benim nazarımda 2016 yılında zirvenin sahibi Rogue One. Star Wars fanıysanız zaten izlemişsinizdir. Şayet Star Wars evrenine aşina değilseniz korkarım filmi izlerken benim kadar keyif alamayacaksınız.

Efendim? Yoksa hiç Star Wars filmi izlemediniz mi? Olabilir herkes sevmek zorunda değil. Sizi de anlıyorum, özellikle bu zamanlarda oldukça fazla bir bombardımana tabi kalıyorsunuz. Bim, A101, Şok Marketlerinde bile Star Wars ürünleri satılıyor Allah aşkına!

Ama popüler olan her şeye karşı olan, sırf bu yüzden beğenisi tepkisellikten ileri gidemeyen insanlardansanız, size bir hayat tavsiyesi vereceğim: Hiçbir kararınızı tepkisel olarak vermeyin!

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s