Karabala – 2 “Parçalanmış Yurtlar ve Delicesine Takip”

Hikmet Yamansavaşçılar‘ın yazıp çizdiği Karabala‘nın ikinci sayısı çıktı! 104 sayfalık cilt formatında yayınlanan eserin 78 sayfası dolu dolu çizgi romandan oluşuyor. Geri kalan kısımları da Hikmet Yamansavaşçılar’ın Suat Yalaz, Abdullah Turhan gibi ustalarla görüşmesi: Ümit Kireçci, Hüsnü Çoruk, Halil Gürdal Gürak, Özgür Ateş gibi sanatçı ve eleştirmenlerinin yorumlarını içeriyor. Bunun yanı sıra senaryo metni, eskizler ve tamamlanmış sayfalardan oluşan bir takım açıklamalar mevcut.

Bilirsiniz bazı filmlerde fragmanda gösterilen sahnelerin filmin içinde yer almadığını görürüz. Karabala’da da buna benzer bir durum söz konusu. Bir önceki ciltte fragman olarak gösterilen Karabala’nın annesinin tutsak edildiği panellere bu ciltte rastlamadım. Sanatçı, senaryoyu baştan yazmış ya da esas oğlanın annesinin çıplak olarak işkence ve teşhir edildiği sahneleri çizgi romanın içerisine koymayı tercih etmemiş olabilir.

Eserin içerisinde daha yalın bir sanatçı duyarlılığı var: “İnsanlığın kıyıya vurdu an” olarak bilinen, iç ve dış basında kendine yer bulan Suriyeli mülteci Aylan Bebek’in minik bedeninin yüz üstü yattığı, hafızalarımızdan silinmeyecek sahneye bir gönderme yapılmış. Tamamen iyi vakit geçirmek için aldığım çizgi romanın daha ilk sayfalarında hayatın gerçeği yüzüme vuruldu. Bu konuda daha fazla konuşmak istemiyorum.

İncelememize başlayalım;

Görsellik:

İlk sayıya kıyasla, görsel ve baskı kalitesi açısından büyük gelişmeler olmuş. Çizimler incelendiğinde, her bir karenin usta bir kalemin eliyle özenilerek resmedildiği açıkça belli oluyor. Renkler de keza böyle. Öte yandan başarılı bir sinema filminde olduğu gibi geniş açılar, dar açılar yakın ve uzak planlar, yani “sinematografi” senaryonun dinamiklerine uygun olarak kullanmış. Görsellikteki bu başarı kitabın diğer serilerini alıp okumak için en büyük nedenlerden birisi.

Şimdi, senaryoların olmazsa olmaz unsuları açısından değerlendirmesini yapalım:

Karakterler:

Bu bölüm daha çok Mar-Han’ın ailesi üzerine yoğunlaşmış. Mar-Han’ın küçük oğlunun eşcinsel olduğunu ve babası ile ağabeylerinden nefret ettiğini biliyoruz. Mar-Han’ın tek kızı ise bu kardeşini çok seviyor. Bu ikisi ailenin içindeki iyi karakterler. Mar-Han’ın kızına düşkün olduğunu geçen sayıdan öğrenmiştik.

Mar-Han’ın geçen bölüm esas kız tarafından böğrü deşilerek yaralanan büyük oğlunundan nefret eden hamile karısı ve onu çok seven bir oğlu olduğunu öğreniyoruz. Bu kötü karakterin hayatında yaptığı tek güzel şeyin çocuğuna iyi babalık yapması olduğu anlaşılıyor. İşte her zaman görmek istediğim bir durum. Ucuz eserlerde karakterler ya siyah ya da beyazdır. Daha özgün eserlerde ise karakterler gerçek hayatta olduğu gibi griye kaymaya başlar.

Mar-Han’ın ortanca oğlu ve komutanı ellerindeki ordu ile Karabala’yı oba oba arıyorlar. Yerini söylemeyen oba sakinlerinin ileri gelenlerini ise kılıçtan geçiriliyor.

Esas oğlanımız Karabala’ya bu kadar güzel kılıç kullanmayı ve belli başlı erdemleri  kılıç ustasının öğretmiş olduğunu öğreniyoruz.

Karabala tarafından kurtarılan esas kız ve kardeşi ise bu bölümde hemen hemen hiçbir şey yapmıyorlar.

İlk sayıda tanıdığımız Karabala’ya aşık olan kıza amiyane tabir ile yazan tek gözü kör ve çirkin adamın aslında Karabala’nın can dostu olduğunu öğreniyoruz.

 

Hikaye:

Geçen bölümün serimi niteliğinde olan hikaye hakkında özetle şu yorumu yapabilirim: İlk sayıda karakterlerle tanışmıştık, bu sayıda ise karakterleri tanımaya başlıyoruz.

Konu yavaş ilerliyor, hatta çok fazla gelişim göstermiyor diyebilirim. Ancak Karabala’nın daha çok karakterlere odaklanan bir kurgusu olduğu belli oluyor. Ben şahsen başarılı buldum. Bu hikayede tanıdığımız karakterlerin karşılaştıklarında neler yaşanacağını merak ediyorum. İyi bir eserde de böyle olması gerekiyor öyle değil mi?

 

Dil/Diyaloglar:

Şimdi elimizdeki eserin en fazla aksadığı noktaya geldik. Diyaloglar maalesef eserin diğer yönlerdeki kalitesini yansıtmıyor. Tüm kurgusal eserlerde “söyleme göster” ilkesi söz konusudur. Buna kötü örnek olarak “Yıldız Savaşları Bölüm 3: Sith’in İntikamı” filmindeki diyalogları gösterebiliriz. Burada kalbi kırılan bir karakter alenen “Kalbimi kırıyorsun” der. Oysa olması gereken şey onun kalbinin kırıldığını bizim hissetmemizdir.

Bu aksaklıklar Karabala için de geçerli. Örneğin bir dostunuz sizden bir şey istese, “biliyorsun seninle birlikte büyüdük, can dostum söyle senin için her şeyi yapayım” demezsiniz, gerçekçi olmaz. Bu örnekleri çoğaltmamız mümkün. Bu güzel eser Flash TV ekranların yayınlanan “Gerçek Kesit” dizisinden çok daha iyi  diyalogları hak ediyor.

Sonuç:

Hikmet Yamansavaşçılar’ın çizimleri şahane, kendisi öyküyü, karakterleri çok güzel kurgulamış, ne var ki diyaloglarda bocalamış. Diyalog yazarken güvendiği birilerinden destek alsın yeter. Yeter ki bizi bu güzel eserlerden mahrum bırakmasın.

karabala-2 puan

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: